ABD'nin California
eyaletinde başlayan Anadolu Kültürleri ve Yemek Festivali, Topkapı
Sarayı'ndan Mevlana Müzesi'ne, Aspendos Antik Tiyatrosu'ndan Mardin
taş evi ve Akdamar Kilisesi'ne, dev maketlerle, Türkiye'nin 5 ilinin
tarihi ve kültürel değerlerini, ABD'ye taşıyıp, Amerikalılara "jetlag"
hissi yaşatmadan gezme imkanı sunuyor.
Pasifika Enstitüsü
tarafından Los Angeles'ın güneyindeki Orange County Güney Park'ta 52
dönümlük arazi üzerinde bu yıl ikincisi düzenlenen festival, törenle
başladı.
Törende konuşan
Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Hakan Tekin, festival ile
Türkiye'yi tanıtma fırsatı bulduklarını söyledi. Festival sayesinde
Türkiye'nin "jetlag" olmadan gezilebileceğini ve bunun Türkiye'ye
gitmek için ilham yaratmasını umduklarını belirten Tekin, Türk Hava
Yolları'nın da Ekim ayından itibaren Los Angeles seferlerine
başlayacağını, bu sayede Türkiye'nin ulaşılması daha kolay bir ülke
haline geleceğini kaydetti.
Newport Beach Belediye Başkanı Keith Curry, kültürel çeşitliliğ i
paylaşmaktan mutlu olduğunu ifade ederek, emeği geçenleri kutladı.
Irvine Belediye
Baskanı Sukhee Kang da geçen yıl Türkiye'ye gittiğini ve bunun
hayatının güzel deneyimlerinden biri olduğunu söyledi. Çeşitliliğin
çok olduğu şehirlerine Türklerin de azımsanmayacak derecede katkı
yaptığını belirten Kang, festivalin burayı gezenleri Türkiye'ye
gitmeye teşvik edeceğini kaydetti.
Ortodoks Kilisesi
Chicago Başpiskoposu Demetrios ise Türk ve Yunanlıların geçmişlerine
yönelik bazı zorluklar yaşadığını, ancak ABD'de yaşayan T ürk ve
Yunanlıların ortaklıklar paylaşabileceğini söyledi. Demetrios, bu
tür faaliyetlerin iki halkı birbirine yakınlaştırdığını belirterek,
beraber çalışma fırsatı kurulduğu için teşekkür etti.
FBI'ın Los Angeles biriminden sorumlu Yardımcı Direktörü Steve
Martinez ise halka açılımın misyonlarının önemli bir parçasını oluş
turduğunu, bu etkinliğin kendileri için bir fırsat olduğunu ve
burada stant açtıklarını söyledi.
Mardin Valisi Hasan
Duruer de 25'ten fazla medeniyete beşiklik eden Mardin'de Türk,
Kürt, Süryani, Ermeni ve Arapların kardeşçe yaşadığına dikkati
çekti. Duruer, herkesi, "gelenlerde zamanın durduğu hissi yaratan
gizemli şehir" Mardin'e davet etti.
California Valisi
Arnold Schwarzenegger de festival nedeniyle mesaj gönderdi.
Mesajında, eyaletteki Türk-Amerikalılara çalışmalarından ve yerel
halkla iç içe olmalarından dolayı" teşekkür eden Schwarzenegger,
Türklerin "bu altın eyaleti zenginleştirdiğini ve güçlendirdiğini"
kaydetti.
Konuşmaların
ardından Milli Eğitim Müdürü Gwen Gross, belediye başkanları Curry
ve Kang, FBI'ın Los Angeles biriminden sorumlu Yardımcı Direktörü
Martinez, Batı Amerika Turkic-American Konseyi Başkanı Hüseyin
Hurmalı, Pacifica Enstitüsü Başkanı İbrahim Barlas, CATA Oda Başkanı
Remzi Öten, Chicago Başpiskoposu Demetrios, Van Valisi Münir
Karaloğlu, Mardin Valisi Duruer ve Başkonsolos Tekin, kurdele
keserek açılışı yaptı.
Festival alanını
gezen yetkilileri, Mardin ve Van stantlarında halk oyunları ekipleri
karşıladı. Van Valisi Duruer, Van standında halk oyunları ekibine
katılarak halay çekti.
Selçuklu, Roma,
Bizans, Hitit, Lidya gibi Anadolu'nun medeniyetlerini simgeleyen
maket kapılardan geçilerek, festivalde konuklara İstanbul, Konya,
Antalya, Mardin ve Van şehirleri tanıtılıyor.
Dolmabahçe Kapısı ile konuklarını karşılayan İstanbul stand ında üç
boyutlu Kız Kulesi ve arkasındaki İstanbul Boğazı ile Sultan Ahmet
Camisi'nin silüeti, boğazda gezintiye çıkılmış izlenimi yaratıyor.
Bunun yanında,
Topkapı Sarayı maketinin yer aldığı standı gezenler, karşılarında
birden bire sokakta gezen padişah, şehzade ve yeniçeriler
görebiliyor. Zaman zaman Mehter takımının sahne aldığı stantta çini,
ebru, hat gibi konulardaki bazı el sanatları ustaları da hünerlerini
sergiliyor.
Topkapı Sarayı'nın
bazı iç bölümlerinin yansıtı ldığı ve içinde gezilebilen üç boyutlu
maketlerin de bulunduğu stant, İstanbul'un bir bölümünü ABD'ye
getirmiş hissi yaratıyor.
İstanbul'un yanında
gelenleri Mevlana Müzesi'nin üç boyutlu maketiyle karşılayan Konya
standında, Semazen Grubu sema yapıyor ve Türk tasavvuf musikisi icra
ediliyor. Tespih, çini ve keçeci ustalarının el emeği, göz nuru
eserlerini sergilediği stant, Amerikalıların ilgisini çekiyor.
Türkiye'nin her bir
yanının farklı bir güzelliği barındırdığını vurgulayan festivalde,
Türkiye'nin müthiş güzellikteki sahil kentleri, Antalya ile
sembolize ediliyor. Apollon Tapınağı kapısının maketinden geçilerek
girilen Antalya standında, palmiyeler ile gerçek kum yer alıyor.
Denize gitme isteği uyandıran stantta, ihtişamlı Aspendos Antik
Tiyatrosu'nun üç boyutlu maketi bulunuyor. Stantta, zaman zaman halk
oyunları ekibi folklor gösterisi sunuyor.
Hoşgörünün memleketi Mardin, kendi silüetiyle karşılıyor
konuklarını... Kentin silüetinin altında yer alan ünlü taş
evlerinden birinin üç boyutlu maketi, sanki Mardin'in içinde
geziliyor izlenimi veriyor.
Reyhani Korosu'nun
gezenlere müzik ziyafeti sunduğu stantta, taş, ahşap, telkari
ustaları da hayranlık bırakan zanaatlarının inceliklerini
sergiliyor. Mardin bölümünde festivalin diğer günlerinde de Süryani
Kilise Korosu performans sergileyecek.
Mardin'in yanındaki
Van standı da ziyaretçilerini, şehrin simgesi haline gelen Akdamar
Kilisesi'ne geziye çıkarıyor. Üç boyutlu maketin içi de kilisenin
aynısı... ABD'ye gelebilmesi için uzun uğraşlar sonucu pasaportu
çıkarılan, yolculuk nedeniyle biraz "jetlag" olmuş Van kedisi ise
tüm yorgunluğuna rağmen mavi-yeşil gözleriyle ilgi çekiyor.
Gençlerden oluşan folklor grubunun Van'ın halk oyunlarını sunduğu
standın, Ermeni nüfusunun yoğun olduğu Los Angeles'ta yoğun ilgi
çekmesi bekleniyor.
Festivalde,
yalnızca şehirler değil, Türkiye'nin farklı lezzetleri de
tanıtılıyor.
"99 Farklı Türk
Yemeği" sloganıyla yola çıkılan festivalin önemli etkinliklerinden
Türk yemekleri bölümünde, İstanbul Kapalıçarşısı gö rünümündeki 100
standın yaklaşık yarısında, Türkiye'deki hemen her türlü yemek çe
şidi ve tatlılar sunuluyor. Özellikle 3 ay boyunca hazırlanan 1
tonluk mantının festivalin en fazla ilgi çeken yemeklerinden biri
olması bekleniyor. Stantlarda, civarda lokantası olan Türk, Ermeni
ve Süryaniler de yer alıyor. Festivalde FBI'ın da tanıtım standı
bulunuyor.
Ayrıca, festivalde
Türk ve Ermeni sanatçılar, Yunanlı sirtaki ekibi de sahne alıyor,
Kafkas oyunları sergileniyor.
Otantik Türk kahvehanesinin bulunduğu festival alanında,
ziyaretçilerin ayran, şerbet ve su içebileceği 3. Ahmet Çeşmesi'nin
kopyası da yer alıyor.
Geçen yıl 30 bin
civarında kişinin geldiği festivale, bu yıl 50 bin ziyaretçi
bekleniyor. Hafta içi 300, hafta sonu 500 gönüllünün çalışt ığı
festivalin maliyeti 1,8 milyon dolar. Bu rakam bir önceki yıl 2,5
milyon dolar idi. Festival alanı ise gelen yıla göre 1,5 kat daha
büyük. Türkiye'den gemiyle getirilen bazı malzemelerin gecikmesi
nedeniyle, festivale bazı maketlerin getirilemediği de belirtildi.
Yetkililer, uzun
vadede bir alan alıp, maketleri Disneyland gibi yerleşik bir arazide
sürekli sergilemek istediklerini de kaydetti.
Festival 9
Mayısa kadar sürecek.
Tekin, sadece
California eyaletinde çok aktif ve örgütlü yaklaşık bir milyon
Ermeni kökenli Amerikalı olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle
sürdürdü:
"Geçen yılki festivale sadece Türk vatandaşı Ermeni kardeşlerimiz
değil, Türkiye ile organik bağı olmayan Ermeni toplumundan da ciddi
katılım olmuştu. Burada Van ile Akdamar Kilisesi'nin haçı ile
birlikte yer alması çok etkileyici oldu. Konuştuğum birçok Ermeni,
bunun kendilerini çok etkilediğini ve Türkiye'deki zihinsel
değişimin de bir göstergesi olduğunu, kendilerinin çok farklı
zannettikleri bizim Ermenilere yönelik klasik yaklaşımımızın aslında
ö yle olmadığını gördüklerini bizzat söyledi."
Tekin, Akdamar Kilisesi'nin 12 Eylülde bir günlük ibadete açılacak
olmasının da Los Angeles'ta büyük heyecan yarattığını ve çok sayıda
Ermeni'nin Türkiye'ye gitmek için şimdiden rezervasyon yaptırdığını
kaydederek, şunları söyledi:
"Bizim Ermenistan'a
yönelik son yıllardaki yapıcı politikamız, umuyorum, yakın zamanda
iki ülkenin atacağı karşılıklı adımlarla olumlu sonuç verir. Tarihin
yükünü hemen atmak kolay değil, ama normalleşme rayında ilerlediği
zaman, bunun Ermeni diasporasıyla, onun en keskin kesimlerinden
birini oluşturan California'daki Ermenilerle de ilişkilerimize çok
önemli etkileri olacağını zannediyorum."
Festivali düzenleyen Pasifika Enstitüsünün Başkanı İbrahim Barlas,
geçen yıl 30 bin kişinin geldiği festivale bu yı l 50 bin ziyaretçi
beklediklerini söyledi.
Bu etkinlikle
California'da "küçük bir Türkiye" oluşturmaya çalıştıklarını
belirten Barlas, festivalde Amerikalıların yanı sıra Ermeni, Yunan,
Süryani, Türk gibi birçok farklı ziyaretçiyi görmenin mümkün oldu
ğunu, bazı etnik grupların festivalde stant aldığını kaydetti.
Barlas, festivalin
Ermeni-Amerikan toplumunun en yoğun yaşadığı Los Angeles'ta
yapılmasına yönelik soru üzerine, kendilerinin gazeteci Hrant
Dink'in ölümünden sonra Ermenilerle diyaloğa geçmeye başladıklarını,
"İ stanbul Ermenileri" diye adlandırılan camianın yanı sıra Lübnan,
Suriye ve Ermenistan'dan gelen diasporanın bazı kesimleriyle
temaslarının devam ettiğini söyledi.
Festivalin geçen
yılki tertip komitesinde İstanbul Ermenileri Derneğinin yer aldığını
hatırlatan Barlas, şunları kaydetti: "Bu yıl yoğunluk ve
konjonktürel bazı meselelerden dolayı bizlerle beraber
olamayacaklarını söylediler, 'Logomuz bu yıl yok, ama gönlümüz
sizlerle beraber' dediler. Buna da biz inanıyoruz, zaten festivale
en çok gelenler Ermeniler diyebilirim. Geçen yıl festivale
gelenlerin yüzde 30'a yakını Ermeni idi. Ermeni sanatçılarımız,
Van'da Akdamar Kilisesi var, onları görmeye geldiler. Geçen yıl
Ermeni TV kanalı buradaydı. Yani her ne kadar tansiyon olsa da
katılıyorlar, geliyorlar, biz de bundan mutluyuz."
Barlas, festivalle
ilgili Amerikalı yetkililerden aldıkları yorumlarla ilgili olarak,
enstitü olarak 5 yıldır Amerikan toplumuyla yakın diyalog
kurduklarını, bu nedenle ciddi destek aldıklarını ifade etti.
Barlas, festivalde Türkiye'nin yemek kültürünü de vurguladıkları nı,
tüm Türk yemek ve tatlılarını tanıtmaya çalıştıklarını söyledi.
Festivaldeki 50
yemek standının 30'unu enstitünün gönüllülerinin işlettiğine işaret
eden Barlas, "Bayan arkadaşlarımızın koordinasyonu ile büt ün bu
yemekler yapıldı. Mesela 4 aydır devam eden bir mantı yapma hikayesi
var. Şu an 1 tona ulaştı mantımız ve Guinness Rekorlar Kitabı için
başvurumuzu yaptık. Yeni bir fikirdi, belki gözlemci gelir" dedi.
Barlas, festival
süresince de gönüllü bayanların yemek hazırlamaya devam edeceğini
ifade etti.
Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Hakan Tekin de, bu fikir geçen
yıl kendisine sunulduğunda "çok iddialı ve gerçekleştirilmesi zor"
olarak bulduğunu, ama bunun başarıyla yapıldığını söyledi.
Bu tür etkinliklerin Türkiye'nin az bilinen yönlerini göstermek
açısından çok önemli olduğuna dikkati çeken Tekin, sözlerini şöyle
sürdürdü: "Özellikle ABD'nin batı yakasında Türkiye hakkında basma
kalıp yarg ılar hala hakim. Ama geçen yılki festivali gelip gören
Amerikalılardan çok olumlu tepkiler aldık, basına çok güzel yansıdı.
Türkiye'nin düşündüklerinden ne kadar farklı ülke olduğunu
gördüklerini bana bizzat söyleyen çok kişi oldu. Bu eğilim, bu yıl
da devam edecektir."
Bu tarz
faaliyetlerin, "Türkiye'nin son yıllarda dışa açılan, dünyanın her
yanında bayrak gösteren politikasının örneği olarak da
görülebileceğini" ifade eden Tekin, Türk sivil toplumunun da ABD'de
geliştiğini, Türk derneklerinin daha aktif hale geldiğini kaydetti.
Van Valisi Münir
Karaloğlu, festivalle ilgili olarak, "Bugüne kadar gezdiğim
Türkiye'yi tanıtan fuarlar içerisinde belki de en güzeli şu anki.
Çünkü Anadolu'nun bütün mozaiği burada var" dedi.
Karaloğlu, bu tür etkinliklerin halkların kardeşliği açısından son
derece önemli olduğunu ifade ederek, "Burada kendi kültürümüzü
Amerikalılara iyi anlatırsak, mutlaka onlar da Türk kültürünü
sevecektir ve onu görmek için ülkemize gelecektir" ifadelerini
kullandı.
Van Gölü havzasının
yeni bir destinasyon olarak "yeniden ayağa kalkmasını" ve turizm
potansiyelinin artmasını istediklerini belirten Karaloğlu, "Onun bir
parçası olarak bugün 40 kişilik bir ekiple buradayız" dedi.
Karaloğlu, bir soru üzerine, Akdamar Kilisesi'ni 12 Eylülde bir gün
ibadete açılması dolayısıyla Los Angeles'tan çok sayıda Ermeni'nin
Türkiye'yi ve Van'ı ziyaret edeceğini bildiklerini ifade ederek, "Şu
anda rezervasyonlar yaptırdıklarını biliyoruz. Van'ın bugün burada,
Ermeni nüfusunun yoğun oldu ğu yerde olması o bakımdan da çok
önemli" diye konuştu.
Mardin Valisi Hasan
Duruer, "güzel bir sivil toplum-devlet dayanışması niteliği taşıyan"
festivali, Türkiye'nin tanıtımı açısından önemli bir etkinlik olarak
değerlendirdi.
Duruer, "son zamanlarda ABD'den üst düzey yetkilileri Mardin'de
ağırladıklarını" hatırlatarak, "Kendilerini farklı hissediyorlar,
böyle bir kentin dünyada olabileceğini bile düşünemiyorlar. Bundan
sonra da ziyaretlerin daha iyi olacağına inanıyoruz. Bu tür
etkinlikler de Mardin'in daha çok tanıtılmasına katkı sağlayacaktır"
dedi.
ali Duruer,
festivale kültürler korosunu getirdiklerini, koronun Türkçe, Kürtçe,
Süryanice, Ermenice ve Arapça türküler söylediğini, ayrıca telkari,
taş ve bakır ustasını getirdiklerini sözlerine ekledi.
Festivale katılan
Chicago Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Demetrios, festivali
"harika bir etkinlik" olarak nitelendirdi. "Kültürel, tarihi ve
tarihimizin farklı anlayışlarını paylaşmak güzel bir şey" diyen
Demetrios, şunları kaydetti: "Burada, bu kültürü dünyayla
paylaşabileceğimiz çok gü zel otantik bir atmosferi yeniden
yaratmışlar. Farklı kültür ve inançların bir araya gelip birbirini
anlamaya çalışması önemli. Kültürümüzü, kardeşliğimizi,
yiyeceklerimizi paylaştığımız bu tür festivaller dünyaya barış
getirme adına çok önemli."
Demetrios, Türkiye
ve Yunanistan'da geçmişte meydana gelen depremlerde her iki ülkenin
birbirine yardımcı olması ve son olarak da Türkiye'nin ekonomik kriz
yaşayan Yunanistan'a destek vermesinin Türk ve Rum halkları
arasındaki tarihsel yaraların iyileşmesine büyük katkı sağladığını
kaydetti.
Başpiskopos
Demetrios, bu tür festivallerin de Türk-Rum ilişkilerine olumlu
katkıda bulunacağını sözlerine ekledi.
Los Angeles Katolik
Kilisesi'nden Rahip Alexei Smith ise "Bu festival, farklı
kültürlerden insanları bir arayı getirip Amerika'da büyük bir meçhul
olan Türk kültürüyle birleştirmek için büyük bir fırsat. Bu festival
Türkiye'yi tanıma, Türk halkını ve kültürünü takdir etme imkanı
veriyor. T ürk halkının gerçekte ne olduğunu daha iyi anlamaya
katkıda bulunuyor" diye konuştu.
Festivalin yabancı
konukları arasında yer alan Nijerya Prensi Malik Ado-İbrahim,
Türkiye'yi birçok kez ziyaret ettiğini ve Türkiye'nin dünyadaki "en
büyüleyici" yerlerden biri olduğunu söyledi.
Türk tarihi ve
kültürünü çok zengin bulduğunu belirten Ado-İbrahim, Türkiye'nin
kendileri için örnek ülke olduğunu kaydetti. Ado-İbrahim, "Bu
festivalle, tarih hemen yanı başımıza gelmiş gibi. Türkiye'nin neler
yapabileceğini bize gösterdi. Ben de bunun gibi Afrika kültür
festivali yapmak isterim. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika'ya kültürünü de
getirmesini isteriz" dedi.
Ado-İbrahim,
Türkiye ile Nijerya arasında yakın ilişki olduğunu ve Nijeryalı
futbolcuların Türkiye'ye geldiğini de hatırlattı.
Ziyaretçilerden 80
yaşında, desteklikle yürüyen Martha Manti de festivalde maket bile
olsa camiyi görecek olmanın kendisini heyecanlandırdığını ve bunun
için şalını yanında getirdiğini söyledi.
Daha önceden de Osmanlı tarihini okuduğunu belirten Manti,
festivaldeki her şeyin ilgisini çektiğini ve Türkiye'ye gitmeyi çok
istediğini belirtti.
Öğretmenleriyle
festivali görmeye gelen öğrenciler de etkinliği çok beğendiklerini
belirterek, "Keşke Türkiye'ye gitmek için biletim olsaydı, görmeyi
çok isterdim" dediler.