|
Oktay Kaynarca: Zor
karakterleri oynamak,
daha zevk veriyor
Zor karakterleri
canlandırmaktan büyük zevk aldığını söyleyen ünlü oyuncu Oktay Kaynarca,
Kariyer Akademisi öğrencisi Zeynep Sali’nin sorularını cevaplandırdı.
Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı?
Profesyonel olarak
konservatuarla başladı. Konservatuar’dan önce bir iki amatör birşeyler
de yapmıştım, konservatuarla devam etti. Konservaturardan sonra master
yaptım. Konseravatuarla birlikte oyunculuk hayatı da başlamış oldu doğal
olarak. Konservatuar içindeyken bir şeyler başlamıştı. Tv, seslendirme,
sinema. Ondan sonra devam etti.
Ünlü olmak nasıl bir duygu? Herkes tarafından tanılmaktan memnun
musunuz?
Zaman zaman evet, zaman
zaman hayır.
Her rolü oynarmısınız? Sınırlarnınızi,kırmızı çizgileriniz varmıdır?
Daha çok hangi tür karakterleri canlandırmaktan zevk alıyorsunuz?
Zor karakterlerı, yani
daha uç karakterleri canlandırmaktan zevk alıyorum. Oyuncu olarak
sınırlarım tabiî ki var ama projeyle doğru orantılı sınırlar. Bir proje
öyle bir şekillendirilip getirilir ki sizin sınırlarnız ortadan
kalkabilir. O sınırları proje kaldırıverir ortadan. Eğer oyuncu olarak
meseleye doğru bakıyorsanız.
Siz oynadığınız rollerde kendinizi nasıl buluyorsunuz? En çok hangi
roldeki performansınızı beğendiniz? Nedeni nedir?
Ben kendimi
seyrettiğimde beğenmiyorum. Her seferinde kendimi eleştiriyorum, çok
eleştiriyorum... Keşke şöyle yapsaydım, böyle yapsaydım. Ne kadar iyi
yaparsam yapayım, yaptığıma inanayım, her seyrettiğimde mutlaka daha
iyisini yapabilirmişim gibi geliyor.
Günümüzdeki dizi karakterlerinden keşke ben oynasaydım dediğiniz bir
karakter var mı?
Türkiye’de yok.
Yurtdışında pek çok dizi de var tabi. Bir çok diziyi seyrettiğimiz de o
hisse kapılıyoruz, keşke şunu ben oynasam diyebiliyoruz.
Adanalı dizinde bir Adanalı’yı, Kurtlar Vadisi dizinde fazla belirgin
olmasa da, bir karadenizli’yi canlandırdınız. Her rolü bu kadar güzel
şekilde kendinize uydurmanızın sırrı nedir?
Gözlem... Bir oyuncunun
zaten yapması gereken bir şey. Gözlem yapıyoruz. Etrafınızdan o güne
kadar biriktirdiğiniz şeyleri cebinizde çıkarıp kullanmaya
başlıyorsunuz. Sadece bu değil tabi... Yani bir çok şeyin birleşimi bu.
Yetenekle doğru orantılı, kendinizi geliştirmenizle doğru orantılı,
hayata nasıl baktığınızla doğru orantılı, kendinizi nasıl
doldurduğunuzla doğru orantılı. Hepsi bir araya gelip yoğrulunca böyle
bir şey olabiliyor.
Canlandıran kişinin rolle uyuşması önemlimidir?
Tabi yani inanmadan
karşı tarafı inandırmanız mümkün değil. Önce inanacaksınız.
Rol aldığınız
çalışmalarda oyuncular ve set arkasında olan kişiler sizin için önemli
mi?Mesela hiç hoşlanmadığınız biri partner olarak size uygun görülüyor
ne yaparsınız? Performansınızı etkiler mi?
Etkiler tabi...
Hoşlanmadığım biriyle oynamak performansımı tabiî ki etkiler. Sonuçta
biz insanız. İnsan malzemesiyle bir şeyler yapıyoruz. Sevdiğimiz
birisiyle çalışmak ve sevmediğimiz birisiyle arasında ciddi fark vardır.
Set arkası benim için çok önemlidir. Set önü kadar önemlidir nerdeyse.
Çünkü işin bütün alt yapısını, bel kemiğini onlar oluştururlar. Onlar
olmadan bizim bu işi yapmamız mümkün değil.
Size gelen rol tekliflerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Hangi şartlarda
kabul ediyorsunuz?
Önce senaryo,
senaryonun arkasından cast, cast’ın arkasından reji, rejinin arkasından
prodüksiyon bunlar bir masanın ayakları gibi, bir tanesi eksik olursa
mutlaka bir tarafı çatlak olur, su kaçırır olmaz yani, mümkün değil.
Genelde sinirli
karakterleri canlandırıyorsunuz. Gerçek hayattada böyle misiniz?
Değilim.
Peki nasıl bir insandır Oktay Kaynarca?
Bilmem... Ben kendimi
anlatmayı çok sevmiyorum. Ama ben etrafına ilgili, alakalı,
arkadaşlarıyla çok şey paylaşabilen, bayağı gülen bir adamım aslında.
Bir türkü albümünüzde var. Size bunu yapmaya teşvik eden neydi?
Bilmem, Türkü
söylemekti herhalde. Türkü söylemek istedim. Bir de şiir oku acaktık bir
albüm yapalım dedik. Albümün içersinde başkası söylemesin kendim
söylemeye çalışayım dedim. Hepsi o.
Yine böyle bir çalışma yapmayı düşünüyormusunuz?
Bilmem, hayat belli
olmaz ama zannetmiyorum.
|