|
Devlet Bahçeli: Dünün
postal yalayıcıları,
bugün devlet töreniyle
karşılanıyor
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,
partisinin grup toplantısında sert açıklamalarda bulundu.
Bahçeli, şunları söyledi:
"Geçtiğimiz hafta Türkiye Taş Kömürü Kurumu
Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı bir maden ocağında meydana gelen
grizu patlaması neticesinde; otuz evladımızın hayatını kaybetmesi
hepimizi derinden üzmüştür.
Daha az üşüyelim, daha çok ısınalım, daha
aydınlıkta kalalım diyerek milletimiz için en zor şartlar altında
çalışırken hayatlarından olan işçi kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan bir
kez daha rahmet; başta aileleri olmak üzere, milletimize sabır ve
başsağlığı diliyorum. Zonguldak’lı kardeşlerimin acılarını paylaşıyorum.
Bu son facia, bir kez daha madenlerde
çalışan işçi kardeşlerimizin ne denli büyük tehlikeler ve ihmallerle
karşı karşıya olduklarını göstermesi bakımından da ibret verici
olmuştur.
Şimdi sıra, bu elim hadisenin nedenlerinin
idari, teknik ve hukuki tüm boyutlarıyla araştırılarak sorumlularının ve
sorun alanlarının ortaya çıkartılmasındadır.
Bu elim olayın tekrarlamaması en samimi
temennimizdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Hakk’ın rahmetine kavuşan
işçi kardeşlerimizin yakınlarının mağdur olmaması için gerekli her türlü
tedbiri devreye sokmalıdır.
Muhterem Milletvekili Arkadaşlarım,
Bildiğiniz gibi en son grup toplantımızı 13
Nisan 2010 tarihinde gerçekleştirmiştik.
AKP Anayasa’sının değişiklik tekliflerinin
yoğun ve yorucu görüşmeleri nedeniyle ara verdiğimiz toplantılarımıza
bugün kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Türkiye’nin Anayasa değişikliklerine dair
görüşmelerle meşgul edildiği bu 44 günlük zamanda, elbette ki
milletimizin gündeminde bir değişiklik olmamıştır.
Bir maddesi haricinde diğerleri TBMM’den
geçen Anayasa Değişiklik Paketinin kabulü sırasında; Genel Kurul
Salonunda AKP milletvekilleri birbirleriyle sarmaş dolaş olurken,
dışarıda ülkemizin ağır sorunları milletimizi çaresizlik sarmalına
mahkûmiyete devam etmiştir.
Aslında, yedi buçuk yılın hezimetine bahane
arayan zihniyetin bütün saptırma gayretlerine rağmen, toplumun her
kesiminin yaşadığı travmalar AKP’nin yanlışlarını birer birer ortaya
koymaktaydı.
Milletimiz, kendisini derinden sarsan
yıkımın baş sorumlusunun anayasa değil, AKP zihniyetinin olduğunu
yaşadığı talihsiz olaylarla zaten anlıyordu.
AKP’li vekiller sevinçle birbirlerine
sarılıp kutlamalar yaparken ne üzücü bir çelişkidir ki, ilkesiz
siyasetlerinin sonucunda
Türkiye’miz;
-
Milletimizin şefkat ve namusu emanet
edilen çocuklarımıza yönelik utanç verici tacizlerle,
-
Kahraman vatan evlatlarını birer birer
toprağa verdiğimiz artan kanlı terör saldırılarıyla,
-
Dünün postal yalayıcısı dedikleri
aşiret reisine bugün devlet başkanı sıfatıyla yapılan davetlerle,
-
Alın teriyle ve helal kazançla yer
altında ekmeğini arayan işçilerimizin kaybına yol açan elim maden
kazalarıyla,
-
Özel hayatları, çıkmaz yoldaki basit
siyasetin malzemesi haline getiren seviyesiz üsluplarla,
-
Başbakanın Ermenistan’dan sonra teslim
bayrağını çekeceği anlaşılan tek taraflı tavizlerle dolu Yunanistan
ziyaretiyle acımazca
yüzleşmekteydi.
-
Milletimiz giderek derinleşen ve
kökleşen işsizlikle, yoklukla, yoksullukla boğuşmakta, sabrın
sınavını öteden beri vermekteydi.
Bu itibarla, gündemi kafa karıştırarak
saptırma, başarısızlığın gerekçelerini anayasada arama ve müflis
siyasetin bahanelerini kendi dışında bulma çabalarının sonuç vermesini
beklemek, ömrü tükenmiş iktidar için tek seçenek kalmıştı.
Ve hükümet bir atımlık istismar barutunu da
bu hamle ile tüketmiştir.
Zira hayatın acımasız tahribatının yoksul
kitleler üzerindeki etkisi katlanarak devam etmektedir.
Ne yapılırsa yapılsın, her evde iş ve aş
bekleyenlerin geçim kaygıları hükümetin sanal başarı iddialarını birer
birer çürütmektedir.
AKP’nin heba edilmiş bunca yılın sonunda
sığınacağı yalan, bulacağı bahane, arayacağı sorumlu, saklanacağı
paravan, yapacağı tahrik ve kaşıyacağı başka istismar kalmamıştır.
Ucuz siyasetinin çırpınışları boşuna;
geliştik, zenginleştik yaygaraları beyhudedir. Kanacak ve inanacak kimse
yoktur." dedi.
|